9 Kasım 2011 Çarşamba

"bitsin" dedi kadın. bir kaç defa önce de dediği gibi erkeğin gözlerine bakarak.
'hayır' desin. herseye ragmen 'seni istiyorum' demesi için yine..
"peki bitsin" dedi erkek.
bitti.
"kokun hala ustumde" dedi kadın ve bunları yazdı

dipsiz uçurum

yitip gitmeye açılan o yolda bir kez daha yürüdüler
ve yolun sonu bir kez daha geldi.
bu sefer yurumek uzere bir patika bile gorunmuyor

18 Ekim 2011 Salı

pazarın tribi dünün sonuçlarını getirdi.

bugun bu sayfa bana acı veriyor.
ne mi yapıyorum?
6yaşımdayım ve oyun oynuyorum.
herşey hayal.
seninle olan geçmişim, yaptıklarımız ve şimdi.
bunları yapmaya hakkımın olmadığını hep söledim sana. dinlemedin.
dinlemeni de hiç istemedim ya zaten.
herşey guzeldi.
ve birgün bekliyorduk hazin sonu.
vedalaşamıyorduk hiçbir zaman.
vedaşlamadık o yuzden.
herşey guzeldi.
iiydik.
bitirdik.
kızdın bana, ama hep söledim sana. dinlemedin.
dinlemeni de hiç istemedim ya zaten.
herşey guzeldi.
bitti.
seni seviyorum.

13 Eylül 2011 Salı

23 Ağustos 2011 Salı

disko topum olsa disko topu hayali beni mutlu etmezdi

22 Ağustos 2011 Pazartesi

keşkeler doluyum sana.
seni sevmek istesemde. keşkeleri sevmiyorum işte.

yapamıyorum

kendime hakim olmasam içim içime sıgmıycak aslında yani o derece kıpır kıpır hissetme potansiyeli tasıyorum. engel olmasam yani etrafta anlamsız bi sırıtma ile dolaşabilirdim. izin versem kalbimin çarpışlarına havalanıcam belki de.

yere yapışmaktan tırsıyorum. bırakamıyorum.

21 Ağustos 2011 Pazar

‎'' Bilinç, korkunç bir lanettir. Düşünürsün, hissedersin, acı çekersin. ''
hayret bırakıcı sahneler.
bu dunya bana ait degil.

değerlerim
insanlar yitirip, insanlar kazanırım.
acaba haksızlık yaptıgım oluyor mu?

bu vicdan azabı ne? icimdeki titreme? endişe?

herkese iyi olmak zorunda degilim.
evet.

ama bu endişe.
niye?


14 Ağustos 2011 Pazar

6 Ağustos 2011 Cumartesi

beni gülümsetti.

babası önde ellerini arkasında birleştirmiş, arkasında da 2-3 yaşlarında oğlu yine ellerini arkada birleştirmiş yuruyorlardı.

çocukluğumda apartmanın suratsız bi kapıcısı vardı. o da hep bole yururdu. nedense ozenirdim. peşinden ben de aynısını yapardım.

içim içime sığmıyor

sinirimden

2 Ağustos 2011 Salı

bekliyorum. hep.

sadece bir gun suren mutluluk
ertesi gunlere hayal kırıklığı bırakıyor.

31 Temmuz 2011 Pazar

yanlış yerde duruyorum.
agzına tukureyim

25 Temmuz 2011 Pazartesi

her yeni gün
geç kalınmış bir günken,
hiç bir zaman
geç değildir
de.

16 Temmuz 2011 Cumartesi

seçenek var mı ki

ne saçma insanlara takılıp kalıyoruz

15 Temmuz 2011 Cuma

hiçbir şey olmamış gibi davaranıyorum. evet.
guluyorum. evet.
sallamıyorum. evet.
ama yine de ihtiyacım var işte.
anlamıyorsun..
elini uzatsan..
yanımda kalsan..
benim tüm umarsız görünmelerime rağmen..

iyi değilim.
"acı çekiyorum"

desem, acımı anlar mısın?

30 Haziran 2011 Perşembe

ah siz ve düşleriniz.
beni gerçekten etkiliyorlar..

28 Haziran 2011 Salı

I look to you and I see nothing

27 Haziran 2011 Pazartesi

anılar gelince aklıma yüzüme yerleşir bir tebessüm

Antalya'da hava kapalı, hafif serin ve rüzgarlı. adaçayı yaptım kendime. yayıldı kokusu. burnum akıyor. Kendimi üniversitede bölüm önünde soğuk bir kış gününde elimde parmakları kesik eldivenler boynumda atkı üstümde mor emektar kabanımla elimde adaçayı piknik masasında otururken ve bir yandan burnumu çekerken ve gülürek sohbet ederken buldum.. özledim


Kurban'dan Sakın Söyleme çalıyor.

14 Haziran 2011 Salı

i lost my ring

bulamıyorum yook YOK
bir hafta oldu

9 Haziran 2011 Perşembe

günlerin birbirinden kopuk olduğu kadar

senden de o kadar kopmak istiyorum

7 Haziran 2011 Salı

ben bu dünyaya bu istikrarda devam etmek için mi geldim

29 Mayıs 2011 Pazar

"bi' tövbeyi bozar gibi selamlıyor beni sancılarım,
sabahlarım, kaygılı uyanışların,
yetişmez adımlarım,
hep daralan vakitlerim.
tanrı'm.
kendimi bu kadar parçalayabiliyorum.
bi' çerçeve gönder,
içinde toparlanmak istiyorum." T.U.

27 Mayıs 2011 Cuma

"Topladığımız gönül çiçekleri
Kucağımızda sararıp solar
Utanır da veremeyiz
Sunamayız dilimiz dolaşır
Oysa neler düşlemişizdir geceden."  R.I.

22 Mayıs 2011 Pazar

neden

değiştin

aniden

neden

3 Mayıs 2011 Salı

bence sendin

manyağa bağladım. sağ-sol-arka dikiz aynalarında, ön camda  her bakış açımda seni bulmayı umut ediyorum.
ve galiba dün buldum seni!
evet evet o sendin bence.

1 Mayıs 2011 Pazar

oyala ki ümitlensinler (!)

netsin!

üzmüyorsun karşındakini.

neysen O'sun.

oyalamıyorsun.


çabuk vazgeçiliyorsun.
Hayır, hiçbir şey değişmedi .. Sadece ben. Sadece her şey.

28 Nisan 2011 Perşembe

nefret

faranjitimden nefret ediyorum. evet.

çok feci

çok feci anlatasım var herşeyi. dökülesim var. döküldükçe rahatlayasım var. ama ne dersen de! ön yargı! döküldükçe rahatlayamayacağım biliyorum. susuyorum

24 Nisan 2011 Pazar

EVET var her işte bir HAYIR

BLOG SENDEN ÜMİDİMİ İYİCE KESMİŞTİM. FAREM TAKILIPTA BLOGUMUN SEKMESİNE YANLIŞLIKLA TIKLAMASAYDIM DAHA ÇOOOK BEKLERDİM.

28 Şubat 2011 Pazartesi

birden çıktı karşıma

hepsi o saniyede oluverdi. soğuk soğuk terledim. avuçlarım ıslandı. kalbimin çarpış sesini duyabiliyordum. içimden bir şey aktı.

derin derin nefes aldım. avuçlarım buz gibi. düşünüyorum. karamsarım.

22 Şubat 2011 Salı

acayipte unutkanımdır.

küçücükken, büyüklerin beni anlayamadıkları için günlük tutmaya karar verdim. gün içinde yaşadığımız mevzuları, bana olan tutumlarını ve aslında benim neler hissettiğimi, sergiledikleri tutumların ne kadar yanlış olduğunu yazacaktım. ilerde, minik insanların neler hissettiklerini unutmayacaktım ve ben o tasvip etmediğim büyükler gibi anlayışsız olmayacaktım. ancak, bu kararı verdiğimde, aslında yeterince büyümüş olduğumu ve bu iş için gerçekten çok geç kalmış olduğumun sonucuna vardım. yazmadım.

büyükler her anlayamadıklarında beni bu aklıma gelir.


ortaokul yaşlarımda bu aklıma geldiğinde 'oysa ne kadar küçükmüşüm ki' dedim. ve o an aslında şuan ne kadarda büyüdüğümü ve yazmak için gerçekten de artık çok geç olduğunu düşündüm. yazmadım.

lise yaşlarımda ise yine aynısı oldu. ortaokul çağımda aslında ne kadar da küçükmüşüm dedim. vesaire. yazmadım.

üniversitede ise lise için dedim. vs.

şimdi ise bi sene önceki yaşımın ne kadar küçük olduğu gerçeğine vardım.

ama hiçbir zaman yazmadım işte. yazmıyorum da. yazmayacağım da.
çünkü çok üşeniyorum. yazmak bana göre bir iş değil. evet evet hiç değil.

acaba, ben minik bir insanken, beni anlayamadıkları, üzülmeme ve hatta düşüncede de olsa bana yazma kararı aldırtan o mevzular ve o hissiyatlarım nelerdi?

bunu hiçbir zaman hatırlayamayacağım.
 

18 Şubat 2011 Cuma

bu daha ilk


ilkbahar renkleri O'nu en iyi anlatır. sonunda buluştuk. bana sonbahar renklerini armağan etti. sevdim.

16 Şubat 2011 Çarşamba

alışmak işkence yapar mı?

Bilgisayara o kadar alıştım ki gerçek bir kalemle kağıda yazmak bir işkence!

8 Şubat 2011 Salı

es sihaya !

8-10 yaşlarımda odamı paylaştığım kardeşime daha fazla dayanamayıp. oyuncak sepetimi kaptığım gibi (o zamanki tüm eşyam oydu) evimizin oturma odasına taşındığımı hatırlamama vesile olan dostuma gülücükler ve öpücükler=)) şuan kendisi 27yaşında olup benim o zamanki his ve duygularımı taşımakta ve kendisinin sonuna kadar arkasındayımdır. git o oturma odasına ve kendini kurtar! ;)

28 Ocak 2011 Cuma

27 Ocak 2011 Perşembe

26 Ocak 2011 Çarşamba

23 Ocak 2011 Pazar

we're going to have fun this sunday


excursion değil ama cake recipe =P



ikisubardağı sıvı yağı, birbuçuksubardağı toz şekeri, üç yumurta ile mikserde çırptım. ikisubardağı ev unu (kepekli buğday unu) ile birsubardağı beyaz unu eledim ve ikipaket kabartma tozunu ekleyip karıştırdım. daha sonra bunları ve yarımçaykaşığı tuzu, birpaket vanilyayı ve yarımsubardağındanbirazdahafazla suyu da yumurta karışımıma ilave ettim. hepsini mikserde çırptım. yağladığım kek kalıbına çoğunu döktüm. artakalanına üççorbakaşığı nesquik squeeze ekledim tekrar çırptım ve kek kalıbı içine döktüm. biradet kaşık-bıçak-çatal fark etmez yardımıyla karıştırdım. dalga dalga kakaolu oldurdum, öncedenısıtılmış fırına koydum. pişti. ters çevirdim servis tabağına aktardım. kestim tabağa koydum yanına da bir adaçayı yaptım. yedim=))



notlarım= yumurtalarla şeker, şekerler eriyesiye kadar iyice karıştırılmalı.
kekin yumuşacık nemli gibi olması için süt katılmalı ama ben ole sevmiyorum. yağ ve su yeterli  oluyor.
elenmiş un ile kabartma tozu ayrı bir yerde iyice karıştırılmalı.
kek karışımı hızlı bir şekilde karıştırılmalı ve karıştılırkarıştırılmaz fırına verilmeli.
kabartma tozu kokarmış bazen, kokmaması için limon suyu sıkılırmış. ben sıkmadım. kokmadıda.       

21 Ocak 2011 Cuma

kiminle kafa tuttuğunun farkında mısın?

meyve bıcağı ile mermer yapıştırıcısını halt etmeye çalışmak.

19 Ocak 2011 Çarşamba

boğazım

düğüm düğüm
acıyor
her yerim boya. tuvaller. yemekler. kendi tariflerim. saçlarımı topluyorum. sahil boyu yürüyorum. dalga sesleri. okuyorum, uyuyorum sıcacık. dinliyorum. söylüyorum eşliğinde. fotoğraflar.
severdi beni bebek gibi.

ruhuma gitgide uzaklaşıyorum.

13 Ocak 2011 Perşembe

12 Ocak 2011 Çarşamba

"We called him 'The king', because... that's what he liked to be called."


çocukluğumda beni derinden etkileyen filmlerden biri.

11 Ocak 2011 Salı

wind did roar and the wind did moan

3 Ocak 2011 Pazartesi

küçükken herşeyin dev gibi göründüğünü bir kez daha anladım.
ya da
KÜÇÜKKEN herşeyin BÜYÜKKEN ki gibi olmadığını bir kez daha anladım.

2 Ocak 2011 Pazar

bomba etkisi - winter reggae

It's minus forty in December, it's cold and windy outside,
I dream of sunshine and the Ocean, endless summer on my mind
I just wanna be the one, singing songs and having fun under the biggest yellow Sun.

Natasha's singing Reggae, and I don't sleep all night,
Natasha's singing Reggae, it makes me feel all right.

Her father is jamming on a squeeze-box, to keep her mama satisfied,
Sometimes he sings like Volga boatmen, while getting drunk on winter nights.
And he just wants to be the one, singing songs and having fun under the biggest yellow Sun.

Natasha's singing Reggae, and I can't sleep all night,
Natasha's singing Reggae, it makes me feel all right.

1 Ocak 2011 Cumartesi